Salı , 21 Nisan 2026

TÜRKİYE’DE HOMOFOBİ VE TRANSFOBİ KURUMSALLAŞIYOR

Dün (12 Mart 2021) İzmir Bornova’da, bir aydır kendisine ulaşılamayan trans kadın Miraş Güneş’in öldürüldüğü ortaya çıktı. İlk belirlemelere göre, Güneş’in sert bir cisimle başına vurulduğu ve yüzünün tanınmayacak hale getirildiği saptandı. Güneş’in kim ya da kimler tarafından öldürüldüğünün belirlenmesi için soruşturma başlatıldı.

9 Mart’ta İstanbul Beyoğlu’nda Emre B. isimli erkek, 18 yaşındaki Suriyeli mülteci trans kadın Asya’ya kezzapla saldırdı. Asya’nın bir gözünde tamamen, diğerinde ise kısmen görme kaybı, vücudunda ise yanıklar oluştu. 

2 Mart’ta ise İstanbul Şişli’de Harun S. isimli erkek, evine gittiği trans kadın Asel’e silah zoruyla cinsel saldırıda bulundu. Üzerinden silah dışında bir bıçak ve 11 adet kurşun da çıkan Harun S.’nin savunmasında ‘Kadın sandım, erkek çıktı’ dediği belirtildi. Harun S., adli kontrol ve yurtdışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakıldı.

Son 10 günde yaşanan bu üç olay, Türkiye’deki nefret suçlarının yalnızca medyaya yansıyan yüzü. Nitekim, LGBTİ+ derneklerinin elindeki bilgilere göre 2008’den bu yana Türkiye’de en az 54 transın öldürüldüğü kaydediliyor. Şüpheli ölümler, intihara sürüklenenler ve bilinmeyen/bildirilmeyen ölümler bu istatistiklere dahil değil.

Translara yönelik saldırıların salt adli vakalar olarak ele alınmaması gerektiğine vurgu yapan Kaos GL Derneği Medya ve İletişim Koordinatörü Yıldız Tar, “Nefret suçlarının arkasında çok uzun bir ayrımcılık tarihi var. Saldırılar, bu eşitsiz düzenden besleniyor” diyor.

Avukat Levent Pişkin Anayasa’nın 10’uncu maddesi gereğince herkese eşit davranmakla yükümlü kamu görevlilerinin, değil LGBTİ+’ları korumak, aksine homofobiyi ve transfobiyi cesaretlendirici bir tutum içinde olduklarını savunuyor.

LGBTİ+ gözaltılarında sıklıkla şiddet, kötü muamele ve işkence vakalarıyla karşılaştıklarını aktaran Pişkin, nefret suçları söz konusu olduğunda ise adalete erişimde ciddi sıkıntılar yaşandığını söylüyor:

“Ahlak ve namus gibi belirsiz kavramlar ve objektiflikten uzak değerlendirmelerle yargıda adeta cezasızlık politikası hakim. Toplumun ‘insan’ kategorisine dahil edilmeyen varoluşlar, bir de yasaların doğrudan hedefi haline gelmiş durumda.”

Deustche Welle’nin özel haberinin tamamı BURADA

Buna da bakın

İŞTE 2021 FİLMEKİMİ’NİN KUİR FİLMLERİ

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 20. kez düzenlenen Filmekimi 8-17 Ekim’de İstanbul ile Ankara …