Selamlar GZone okuyucuları,
KÖŞE YAZILARI NEREDEN ÇIKTI DERSENİZ…
GZone’da her gün size onlarca haberi ulaştırıyoruz ancak haberlerimizde elbette yorumlarımızı yansıtamıyoruz. Bu yüzden de GZone yazarlarının gündemdeki olaylar, etkinlikler, mekanlar ve her şeyle ilgili kendi fikirlerini yansıtabileceği köşelere ihtiyaç duyduk. Bundan böyle GZone’da hafta boyunca değişik yazarların köşelerini okuyacaksınız…
ŞEHİRDE !F İSTANBUL RÜZGARI ESİYOR
Sansürsüz izleyebileceğimiz her şeye çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, halen sansür tanımayan film festivalleri bize soluk aldırıyor. Şubat ayında !f İstanbul’la başlayan film festivali sezonu, Nisan’da İstanbul Film Festivali, muhtemel bir Sinema-Tarih buluşması ve Ekim’de Filmekimi ile devam ediyor. Festivaller iyi ki varlar!

BİR SALON DOLUSU İNSANLA 3 BOYUTLU PORNO-AŞK FİLMİ İZLENİR Mİ?
!f İstanbul, 28 Şubat’a kadar İstanbul’da devam ediyor. Gaspar Noe’nin 3 Boyutlu porno-aşk filmi LOVE 3D’yi açıkcası bir salon dolusu insanla izlemek istemedim. İzleyenler filmi 3 boyutlu deneyimlemenin önemli olduğunun altını çiziyorlar ancak filmin kendisini bir şekilde izleyen biri olarak ne yazık ki “sarsıcı” vb gibi sıfatları ancak hiç porno izlemediyseniz bu filme yakıştırabilirim. Gaspar Noe, her zamanki gibi şaşırtıyor ama ne yazık ki “sarsmıyor” bence.

GEZİ DİRENİŞİNDEKİ LGBTİLERİ ANLATAN #DİRENAYOL
Duyduğumuz günden beri merakla beklediğimiz bir filmdi #direnayol. 2013 Haziran’ında geçen, içine Trans Onur ve LGBTİ Onur Yürüyüşü’nü alarak, o günlere ait 10 günlük bir kesit sunan, filme emeği geçenlerin çoğunluğunun “lubunya” olmasının, filmde kaybettiğimiz yol arkadaşlarımız Ali Arıkan, Boysan Yakar ve sesiyle de olsa Zeliş Deniz’le yeniden buluşmanın bizlerde çok özel bir yeri olduğu kesin. Filmin sansüre karşı esprili direnişi ve coşkulu, Sezen Aksu’lu bitirişi ise kesinlikle görmeye değer.
Ancak bütün bunları bir kenara bırakarak, ortaya çıkan ürüne tarafsız bakmaya çalışırsak film, hem aceleye gelmiş gibi görünüyor hem de özellikle LGBTİ olmayan bireyler için pek bir anlam ifade etmiyor. Elindeki malzemesini sanki sadece filmin kahramanlarını tanıyan insanlara anlatırmış gibi bir umarsızlıkla hoyratça harcıyor. #direnayol, çoğu aktivistin tercih ettiği bir yöntem olarak “bizi bize anlatıyor”. Oysa ki bizim sesimizi herkese duyurmaya ihtiyacımız var. Bunun da yolu ana akımı küçümsemekten geçmiyor.
Filmi üretenlerin ileride ortaya daha iyi işler ortaya koyacağına eminim. Ekibe, hem Sinema-TV bölümü bitirmiş hem binlerce film izlemiş biri olarak hem de aslında sade bir vatandaş gibi naçizane, ele aldıkları konuya haddinden fazla duygusal bakarak, öğrenci bitirme projesi gibi yaklaşmak yerine daha çok dökümanter film izleyerek kendi dil ve akışlarını oluşturmalarını öneririm. LGBTİ direnişi daha destansı, daha iyi kurgulanmış, derdini daha iyi anlatan filmleri hak ediyor zira.
Yine de, elbette böyle bir filme emek harcandığı ve Türkiye’nin en önemli festivallerinden birinde gösterildiği için mutluyuz, orası ayrı.

!F İSTANBUL’UN ANA YEMEK DURAĞI OLARAK CITY’S MAHALLE
!f İstanbul’un film gösterimleri bu sene yoğunlukla Nişantaşı City’s Cinemaximum’daydı. Hal böyle olunca bu sinemanın altındaki City’s Mahalle ayrı bir önem teşkil etti. City’s Mahalle, bir türlü kendini bulamadı. Kapalı yerdeki bir mahallenin bünyede oluşturduğu klostrofobik bir etkiden midir bilinmez, arkadaşlarla Nişantaşı’nda dolaşırken “nerede bir şeyler atıştırsak?” dediğimizde aklımıza “asla” City’s Mahalle gelmiyor. !f İstanbul sayesinde bu food court’a bir şans daha vermiş olduk, iyi de ettik.
“Günaydın Steakhouse” ve “Sosa” gibi bildiğimiz ve sevdiğimiz markaları saymazsak, City’s Mahalle’de “Geleneksel Lezzetler Durağı”, “Chef Döner”, “Balıkev” ve “Beeves Burger” iyi bir alternatif olabilir. Kahvelerini pek sevdiğimiz “Caribou Coffee”nin de ferah bir şubesi burada yer alıyor.
EMEL MÜFTÜOĞLU “YENİDEN” DEDİ, İYİ Mİ ETTİ?
GZone müzik yazarı Mert Bell’in “annemin albümü çıksa ancak bu kadar sevinirdim” dediği Emel Müftüoğlu’nun hit şarkılarını topladığı “Yeniden” albümünü iTunes’tan satın alanlar, şarkıların ilk saniyelerindeki farklı bir şarkıdan kalma 1 saniyelik sesi duyunca tadları kaçtı. Ben de o şanssızlardan biriyim ne yazık ki.
Bu teknolojik talihsizliği bir kenara bırakırsak, Emel Müftüoğlu aslında son 10 yıldır müzik alanında üretimde olmasa da zamanında o kadar çok hit şarkı yapmış ki elbette bu albümde yer alan 10 şarkı dışında diğer hit şarkılarını da aramadık dersek yalan olur. “Ruhun Duymaz”, “Gel Günaha Girelim” veya “Çok Ayıp” gibi büyük Emel Müftüoğlu hitleri bu albümde yer almıyor ne yazık ki.
Albümde yer alan ve yeniden düzenlenen şarkılarda ise rahatsız edici bir dönüşüm yok. Özellikle “Faka Bastın”, “Bana Özel” ve “Bir Ümit Doğmaz Mı?”nın yeni düzenlemeleri çok iyi. Prodüktörü Sezen Aksu olan bu albümün elbette kalbimizdeki yeri farklı. Objektif bakmamız çok zor…
Albümün çıkış şarkısı Hovarda’nın yeni düzenlemesi evet zamana uygun ancak orijinal “Hovarda”nın öyle bir aranjesi vardı ki ne yapılsa aslının şaheserliğine bence ulaşamaz.
Bİ DİNLEYİN!: SOFI TUKKER-DRINKEE
Bİ İZLEYİN!: DEADPOOL
Gelecek hafta görüşmek üzere… Her şeyin en güzeli sizi bulsun…
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası