GZone Müzik Yazarı Mert Bell, Kış başlarken sığındığımız romantik konforları kaleme aldı. İşte bu yazı:
Aralık ayı başladı. Güneşin hiç doğmadan geçtiği günlerle birlikte yasaklarımız da geldi. Buyursunlar bakalım. Çok güzel ve duygusal şarkılar da peşi sıra yayınlandı ki içimiz daraldıkça açalım, kendi evimizin konforunda ister tepinip ister ağlayarak bir ferahlama yaşayalım. Bu süreci her şeyden bir teselli çıkarma felsefesi ile geçirmek zorundayım gibi hissediyorum; aksi takdirde ne yapacağız sahiden bilmiyorum (zaten kırılmış bi kızım).
Spotify’ın verilerine göre bu yıl Türkiye’de yine en çok dinlenenler listesinin tepelerine çıkan yüce büyücü Sezen Aksu ile başlayalım. Aksu, biliyorsunuz yıl başından beridir “Demo 2”nin şarkılarını çıkarıp duruyordu; benim duygularım ise bir önceki albümde olduğu gibi ortaya karışık. Ama gelin görün ki son çıkan ve daha önce Okay Barış tarafından yorumlanmış “Sen Ciddisin” geldi kalbimin üstüne bir öküz gibi oturdu. Aksu’nun temaları alıştığımız gibi ‘ayrılıklar, bunu kendine yedirememeler’ falan ama şarkıdaki bir; kemanın meyhanden fırlamış gibi kullanılması; iki; Aksu’nun müthiş performansı beni bitirdi. Açın, dinleyin, sümkürün (zarafetle ağlıyorsanız ne mutlu size tabii).
Aynı Sezen Aksu bu defa Sibel Algan eşliğiyle; bir kaç yıldır sesi soluğu çıkmayan Günce’nin dönüşünü müjdeleyen “Kalk Yerine Yat”a imzasını atmış. Şarkı aranjör Erol Temizel’in alıştığımız elektro pop soundunu güncellemesi ile şahlanmış (bilhassa nakaratta). Günce’nin güçlü vokali bu tarz sert aranjeler ile uyum sağlayabilen nadir seslerden biri; burada da Algan’ın hızlıca akla kazınan sözleri ile tekrar tekrar dinleme isteği uyandırıyor.
Elektro-poptan devam edecek olursak; bu yıl daha önce “Kapatın Işıkları” şarkısı ile dikkat çektiğim Albin Hasani’nin ismiyle beni anında tavlayan “her şeyden sıkıldım”ını dinlemenizi isterim. Hasani’nın kendi yazıp düzenlediği şarkı aranjesi sayesinde sinyal müziği gibi uyarıcı bir etki yaparken bir yandan da şarkıcının samimi ve kırılgan yorumu ile bir iç dökme seansı gibi hissettiriyor.
Bu yılın en orijinal albümlerinden birini (“Dualite”) yapan Ekin Beril’in belki de o albümdeki şarkıların çoğunu katlayan güzellikteki yenisi “Fırtına”; Beril’in alamet-i farikası şahane aranjelerinden birine sahip elbette. Ancak bu kez belki de bu zamana kadar yazdığı en doğrudan kalbe saplanan sözlerle (‘senin için seçtim bu yolları geri geri yapardım aynı hataları ardı ardına’ bunlardan biri) dinleyicisi ile çok daha güçlü bir bağ kuracak diye düşünüyorum. “Fırtına”yı dinlerken aklıma Robyn’in melankolik ama dans edilebilir şarkıları geldi; öyle kuvvetli bir şarkıyla karşı karşıyayız yani, ona göre.
Eski grubu Sakin’in 2.albüm demolarını gün yüzüne çıkarmadan evvel geçmişe bir selam çakmak isteyen Onur Özdemir’in (Onurr) müthiş şarkısı “Haydut” beni 18 yaşıma götürdü ve artık var olmayan Ankara’nın en güzel rock salonlarından birinde bir bira yuvarlatıp; havalı havalı dans ettirdi. Rock şarkıları beni uzun zamandır sarmıyor; ama “Haydut”ta rock müzikten keyif aldığım o zamana ait bir takım hisler var ve o hislere bir beşlik çakmak bana çok iyi geldi. Sakin’in müziğini seviyorsanız illa ki kaçırmayın bu şarkıyı ama epeydir r&b-pop ile bizi besleyen Onurr’un kitlesi için de manzarası çok güzel bir sapak bu.
Bir önceki şarkısı “Yangın Yeri”ne çok ısınamadığım Eda Baba’nın “Sabret”ini de sevdim. Baba’nın aydınlık ve parlak sesi ile iyimser sözleri birleştiğinde bazen lüzumsuz seviyede bir neşe açığa çıkabiliyor; bu şarkıda ise durum aranjeyi yapan ve gitarıyla şarkıya nostaljik bir hüzün veren Emir Can Başar sayesinde güzelce dengelenmiş. Buhranlara kapılmamızın çok olası olduğu şu günlere iyi gelecek bir şarkı olmuş “Sabret”.
Berkay ve Demet Akalın’ın yeni kederli şarkılarını (“Dert Faslı” ve “Kahır”) beğenmedim, isimlerindeki büyük iddiaya rağmen beni can evimden falan vurmadılar. Onların yerine Aynur Aydın’ın Bünyas Herek ile yaptığı “Sahiden”i dinlemenizi öneririm. Radyo dostu bir pop sounduna sahip bu şarkının büyük bir hit olma potansiyeli var; 2000’lerin çok sevdiğimiz tarzdaki melodik pop şarkılarına benziyor “Sahiden” ve akustik/yavaşlatılmış bir versiyonla da oldukça gideri olacaktır diye düşünüyorum.
Radyo dostu demişken bu yıl “Yorgun Savaşçı”nın ardından “Sözüm Söz” ile yine beni yerimden kıpırdatıp mutlu etmeyi beceren Hande Ünsal’ı da anmak gerek. Ünsal yazdığı kolayca akılda kalan, hafif arabesk soslu pop şarkıları ile ciddi bir kitle edindi kendine ve güçlenerek yoluna devam ediyor.
“KİMİM LAN BEN?” EP serisine devam eden Mert Demir ise 6 şarkıdan oluşan ikinci bölüm ile karşımızda. Demir’in acılı sözlerine tam dozunda enjekte ettiği mizahı en bariz görebileceğimiz şarkılardan “RIHANNA” ile açılan bu EP’deki şarkılar bana ilk bölümdeki şarkıların üstüne bir diriltme suyu atılmış etkisi verdi ve bu enerjikliği çok daha fazla sevdim. Drum’n bass tarzındaki kısa şarkılar “TUZ” ve “YA MERT” iyi ama çok daha üstün bir orta tempo r&b örneği sunduğu “ELLERİMDE PATLADI BOMBA”, yazdığı en iç parçalayıcı melodilerden birini dans edilebilir bir aranjeyle sunmayı seçtiği “HİÇBİR IŞIK YOK” ve 80’ler piyanist şantörlerini tatlı tatlı anımsattığı “BİL KIYMETİNİ” favorilerim.
Gökhan Türkmen’in yıl başından beri yayınladığı şarkılardan 6 tanesinin (merak edenler için; “Deli” yok) yanına 4 tane daha ekleyerek tamamladığı “Romantik” albümü de yıl bitmeden kulaklarımızda efendim. Önceden duyduğum şarkılarla ilgili olumlu hisler besliyordum zaten ama bu yeni şarkıların öncekilerden de iyi olduğunu belirtmek gerek. Türkmen’in bazılarını Mert Carim ve Ozan Turgut’un sözleri ile yarattığı bu dört şarkıdan Atıl Aksoy’un muhteşem düzenlemesi ile öne çıkan “Derdim” çıkış için seçildi bile. Aytaç Özgümüş’ün aranje ettiği “Gökyüzünden” ve “Yalnızım Ulan” alıştığımız Gökhan Türkmen sounduna daha yakın işlerken (her ikisinin de popüler olma ihtimali çok yüksek) benim en sevdiğim tatlı melodisine tezat kırgın sözleri ile “Alışamadım Masallara” oldu. İsminden mütevellit; “Romantik”, aşklardan ama bolca da ayrılıklardan bahseden; muhtemelen şarkıcının kariyerinin en dingin duyulan ve olgun albümü. Tavrıyla bir angora kazak giymiş gibi size sarıp ısıtıyor ama kalbinize batmasına da engel olamıyorsunuz.
*YABANCI POP GÜNCELLEME: Pek bi beklenti içine girdiğimiz Miley Cyrus albümü “Plastic Hearts”I çok tutmadım, kafam aşındı dinlerken ama onun yerine şahane 2 albüm önerim olacak. Bir tanesi Kali Uchis’in kendi ana dili olan İspanyolca şarkılardan oluşan albümü “Sin Miedo (del Amor y Otros Demonios) ∞”. Uchis, ondan beklediğimi gibi yine türler arasında muazzam geçişler yapıyor. Üstelik bu kez karışıma efsanevi La Lupe’ler ve güncel latin müziğinin etkileri de dahil oluyor. Uchis’in ne dediğini zerre anlamadan bayıla bayıla dinledim.
Türler arasında korkusuzca gezinen bir isim de Tayla Parx. Kendisinin son birkaç yılın büyük hitlerinde parmağı var. İkinci albümü “Coping Mechanisms”de Parx; bir ayrılık sonrası süreci anlatıyor ama kendisinin şahane enerjisi ve müthiş söz yazma kabiliyeti ile albüm bittiğinde kendinizi hafifleyip yükselmiş hissediyorsunuz.
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası