Matt Bomer’ın yeni projesinde hayatını canlandıracağını açıkladığı Montgomery Clift hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz? İşte 1950’li yılların en yakışıklı oyuncularından, Montgomery Clift’in hayat hikayesi.
On dört yaşında sahneye çıktı. Broadway’de gitgide daha önemli rollerde gözüktü ve adını duyurdu. Film önerilerini bir süre geri çevirdikten sonra 1947’de Fred Zinnemann’ın yönettiği The Search (Arayış) filmiyle sinemaya başladı ve bu rolüyle Oscar’a aday gösterildi. Rollerine kattığı yoğun psikolojik havayla ve çizdiği sorunlu, duygusal genç tipiyle kısa zamanda sinemanın aranan oyuncularından oldu. Howard Hawks’ın Red River’ı (1948; Kanlı Nehir), George Stevens’ın A Place in the Sun ‘ı (1951;İnsanlık Suçu), Alfred Hitchcock’un I Confess ‘i (1952; İtiraf Ediyorum), gene Zinnemann’ın From Here to Eternity’si (1953; İnsanlar Yaşadıkça) oyunculuk yeteneğini gösterdiği filmlerdi.
Fırtınalı bir özel yaşamı olan Clift’in alkol ve uyuşturucu düşkünlüğüne ilişkin söylentiler 1957’de Raintree Country’nin (Hayat Ağacı) çekimi sırasında geçirdiği otomobil kazasından sonra yoğunlaştı. Parçalanan yüzü estetik ameliyatlarla düzeltilmeye çalışıldıysa da, eski bakışlarını yitirdi ve orta yaşlı erkek rollerinde oynamaya başladı.Setlerde dikkatini toplamakta güçlük çekmesine karşın Elia Kazan’ın Wild River (1960; Vahşi Nehir), John Huston’ın The Misfis (1961; Uygunsuzlar) ve Freud(1962; Gizli Hakikatler) filmlerinde başarılı oldu.Kırk altı yaşında geçirdiği bir kalp krizi sonucunda öldü.







GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası