Geçtiğimiz pazar günü Ankara’da patlayan bomba sonrasındaki bir tartışma o gün Survivor programının televizyon reytinglerinde birinci olmasıydı. TV izleyicisini duyarsızlıkla suçlayanlar oldu. “Nereye gidiyor bu ülke?” dendi.
O gün Survivor olmasa, bir komedi veya başka bir eğlence programı yayında olsa da mutlaka o programlardan biri birinci olurdu. Neden mi?
Patlama 18.45’te gerçekleşti. 19.00 civarı başlayan haber bültenleri “yayın yasağı” gelene kadar yapabildikleri kadar yayın yaptılar. Zaten saat 19.30 olmadan yasak geldi. Yakınlarından haber alamayanlar diken üstünde otururken, Ankara’da hiçbir yakını olmayanlar ise konuyla ilgili alabildikleri her haberi aldılar, üzüldüler, bunaldılar ve bu haberlerden kaçmak isteyip saat 20.45 gibi Survivor-Yeni Bölüm’e bıraktılar kendilerini. Kafalarını boşaltmak için. O saatte başka kanalda ne olsa aynı şekilde izlenecekti. Acı gerçek budur!
Vatandaş olarak teröre sadece sosyal medyada değil, gerek seçimlerde gerek başka resmi platformlarda olsun yani elle tutulur şekilde tepki koymuyorsak asıl duyarlı olmamak budur. Bu konu özelinde, ne Survivor’u yayınlayan TV8 ne de onu o gece izleyen insanlar suçludur.

NE YAPSIN BU İNSANLAR?
GZone’un yeni sayısının çekimleri için hazırlıklar yaptığımız o gün, bir şeyler atıştırdıktan sonra bir toplantıya yetişecekken gelen söylentiler yüzünden toplantımız iptal oldu.
“Aman Taksim’e gitme”, “Gayrettepe durağında takılma”, “Mecidiyeköy tehlikeli” derken toplantımız iptal oldu. Toplu taşıma kullanmak da istemedik ve 10 dakikalık yolu 45 dakikada aşarak evimize varabildik.
Bu söylentiler hem bazı ülkelerin resmi kaynaklarından hem de sosyal medyadan yayılan ve çeşitli yerleri hedef gösteren açıklamalardı.
Ankara’da günlerdir insanlar evlerine kapandılar. İstanbul’da da bu tip söylentiler yüzünden güzergahlar değişiyor ve büyük bir huzursuzluk iklimi hakim.
En büyük “terör” de işte bu… Söylenti terörü. İnsanın içini kemiren, oraya gitsem öyle olur mu? şuraya gitsem böyle olur mu? düşüncesi…
Ben şahsen, MİT’in ve Emniyet’in dışında kimsenin teröre karşı bireysel olarak bir önlem alabileceğini düşünmüyorum. Zira terör çoğunlukla en beklenmedik anda insanın canını alıyor. Hayatı durdurmanın, korkmanın buna bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. Hayat devam etmeli…

MECBURİ BİR SPOR OLARAK: YÜRÜMEK
Hiçbir terör eylemini bireysel olarak engellemenin mümkün olmadığını veya yolda yürürken de yanıbaşında bir bomba patlayabileceğini bilmek bir kenara, toplu taşıma araçları ile ilgili içimizde büyüyen bu fobi yüzünden, hep de taksiye binemeyeceğimiz için ulaşım konusunda farklı bir çözüme yöneldik.
Biz İstanbul ve Ankara’da yaşayıp “hayatta kalanlar” için “yürümek” mecburi bir tercih olacağa benzer. Aslında her yetişkin insanın, eğer düzenli olarak bir sporla uğraşmıyorsa, formunu ve kalp sağlığını korumak için günde 2-3 km yürümesi gerekiyor.
Mecidiyeköy-Taksim, Karaköy-Beşiktaş veya Gayrettepe-Şişli gibi 2-3 kilometrelik güzergahları yürümenin belki biraz daha vaktimizi alacağı kesin ancak kendimizi daha güvende hissedebileceğimiz de muhakkak.
Bİ DİNLEYİN!
Riton – Rinse & Repeat (ft. Kah-Lo)
Bİ OKUYUN!

“Kırmızı Saçlı Kadın” Orhan Pamuk’un en sade dille yazılmış, en sürükleyici romanlarından bir tanesi. İstanbul ve onun küçük kasabasında yaşayan genç bir adamın 40 yıla yayılan hayatını anlatan hikaye aslında basit bir hikayenin Pamuk’un kaleminde ne kadar sinematografik anlatılabileceğinin güzel bir örneği. Satın aldığınıza kesinlikle pişman olmayacağınız bir roman.
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası