Pazartesi , 20 Nisan 2026

GALERİ: 2016’DA MUTLAKA İZLEMENİZ GEREKEN LGBT İÇERİKLİ FİLMLER

Geçtiğimiz yılın son günlerinde vizyona girenler, LGBT bireyleri konu edinen filmleri her sene başında ilk duyuran festival olan Sundance’ten seçmeler ve geçtiğimiz günlerde Pembe Hayat KuirFest’ten derlediklerimizle 2016’da mutlaka izlemeniz gereken LGBT içerikli filmleri listeledik.

ABOUT RAY (Yön: Gaby Dellal)

Susan Sarandon, Elle Fanning ve Naomi Watts’ı bir araya getiren film, Ray isimli bir trans erkeğin biyolojik babasının izini sürüp kanuni iznini alarak cinsiyet geçiş sürecini tamamlama yolculuğunu ele alıyor. Fragmanı umut verici olsa da film izleyiciler tarafından pek beğenilmemiş olacak ki IMDB puanı bir hayli düşük (5.0) ancak yine de oyuncularının hatırına mutlaka bir göz atmakta fayda var.

 

KIKI  (Yön: Sara Jordenö)

New York’un underground dans kültürünü LGBTQ bireylerle buluşturan dökümanter “Kiki” Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptı. Gençlik enerjisi ve dansın evrensel gücü ile cinsel kimlik dayatmalarına karşı atılan bir çığlık adeta. Denk gelirseniz kaçırmayın.

 

OTHER PEOPLE (Yön: Chris Kelly)

Jesse Plemons, Molly Shannon ve Bradley Whitford gibi isimlerin başrollerinde yer aldığı film, erkek arkadaşından ayrılan eşcinsel komedi yazarı David’in aile evine dönmesinin ardından geçen olayları anlatıyor.

 

PEACOCK (Yön: Ondřej Hudeček)

Çek Cumhuriyeti’nden gelen bu film, 19.yüzyıldaki bir kuir aşk hikayesini anlatıyor. Gerçek olaylardan esinlenen filmde yazar Ladislav Stroupeznick’in hayatı kara komedi tadında aktarılıyor.

 

SPA NIGHT (Yönetmen: Andrew Ahn)

Los Angeles’ta ailesiyle göçmen olarak yaşayan eşcinsel bir erkeğin, Kore saunalarında cinsel yönelimini keşfetmesini anlatan Kore-Amerikan ortak yapımı bu film Kickstarter ile para toplamıştı. Film dünya prömiyerini Sundance’te yaptı.

 

UNCLE HOWARD (Yönetmen: Aaron Brookner)

“Burroughs: The Movie” filmiyle 80’li yılların başında New York’taki kültürel devrimi ele alan Howard Brookner’ın AIDS’ten hayatını kaybetmesinin 25.yılında, Brookner’ın yeğeni, çocukluk idolünün daha önce gün ışığı görmemiş çekimlerini bu dökümanterde bir araya getirmiş.

BROKEN GARDENIAS  (Yönetmen: Kai Alexander)

Yönetmen Kai Alexander, bu ilk uzun metrajlı filminde Amerikan sinemasının gözde alt türlerinden birisine, yol filmlerine eğlenceli bir yorum getiriyor. Filmin hem senaryo yazarı hem de başrol oyuncusu Alma S. Grey’in canlandırdığı Jenni; küçük yaşta ayrıldığı babasını tekrar bulmanın özlemiyle yaşamış, gitgide içine kapanmış ve çevresi tarafından sürekli dışlanarak yetişkin hayatından uzak tutulmuş bir genç kadın. Başarısız bir intihar girişimi sonrasında tanıştığı Sam ise onun tam zıddı: dışa dönük, asi ve öfkeli… Bu alışılmadık ikili Jenni’nin babasını bulmak için Los Angeles’a doğru yola koyuluyor ve sürprizlerle dolu bu yolculuk boyunca kendilerini keşfediyorlar. “Kırık Gardenyalar”, en büyük travmalardan bahsederken bile mizahı asla unutmayan, yıl boyunca kuir festivallerde beğeni toplamış bir kara komedi. 2014 yapımı film geçtiğimiz günlerde 5.Pembe Hayat KuirFest’te gösterildi. Halen izlemediyseniz kaçırmayın.

BEIRA-MAR (Yönetmen:Filipe Matzembacher ve Marcio Reolon)

İlk gösterimi Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde gerçekleşen “Kıyı”, özellikle genç oyuncularının performanslarıyla güçlenen bir büyüme öyküsü. Yıllardır yakın arkadaş olan Martin ve Tomaz, Brezilya’nın güneyindeki bir sahil kasabasında beraber bir hafta sonu geçirirler. Yetişkinliğe adım atmak üzere olan iki genç erkek, bu birkaç gün boyunca arkadaşlıklarını yeniden gözden geçirir ve aralarındaki ilişkinin yeni bir boyutunu keşfederler. İçilen içkiler veya oynanan şişe çevirme oyunları da bu keşif sürecinde itici birer unsur olur. “Kıyı”nın senaryosunu beraber yazdıkları gibi, yönetmenlik görevini de birlikte üstlenen Filipe Matzembacher ve Marcio Reolon, otobiyografik esintiler taşıyan bu filmleriyle umut dolu bir dostluk ve aşk öyküsü anlatıyorlar.

 

EVERLASTING LOVE / AMOR ETERNO (Yönetmen: Marçal Fores)

Carlos orta yaşlı bir Çince öğretmenidir. Ders çıkışlarında şehrin dışında, ormanlık bir arazideki çark mekânını ziyaret eder. Bir gün burada karşısına öğrencilerinden Toni çıkar. Bu beklenmedik karşılaşma öğretmen ve öğrencisi arasında önce cinsel bir gerilime yol açar, daha sonraysa saplantılı bir aşka dönüşür. Marçal Forés ilk uzun metraj filmi “Animals”dan sonra, yeni filmi “Amor Eterno” ile de tür sinemasına özgün bir yorum getiriyor. Seyirciyi baştan sona diken üzerinde tutan ve giderek bir korku filmine dönüşen “Amor Eterno”, arzu ve ölüm arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir aşk filmi aynı zamanda. Sitges Film Festivali’nden ‘Carnet Jove Jüri Ödülü’ ile dönen “Amor Eterno”, yıl boyunca kuir festivaller kadar fantastik ve korku filmi festivallerinde de dikkat çekti.

THAT’S NOT US (Yönetmen:William Sullivan) 

Film, yirmili yaşlardaki 3 çiftin bir sahil evine seyahatini anlatıyor. Bir erkek eşcinsel, bir lezbiyen ve bir heteroseksüel çiftten oluşan grup aşka, sekse ve sağlıklı ilişki kurmaya dair tecrübelerini bu tatilde yeniden gözden geçiriyor. 2015’in en sevilen LGBT içerikli filmlerinden biri olan “That’s Not Us-Bu Biz Değiliz”in IMDB puanı da bir hayli yüksek (8.0)

 

HOLDING THE MAN (Yönetmen:Neil Armfield)

Henüz lisede iki öğrenciyken birbirine aşık olan iki erkek Tim ve John’un hikayesini anlatan film, 15 yıla yayılan bir aşk hikayesini izleyicisiyle paylaşıyor. Ayrılıklar, ayrımclık, arzular, kıskançlıklar ve kayıplarla dolu bu 15 yılı anlatan Avustralya yapımı bu filmde Guy Pearce ve Geoffrey Rush gibi oyuncular rol alıyor. Film, ülkesinde izleyicisinden bir hayli ilgi gördü.

KÖPEK (Yönetmen:Eser Işık)

Esen Işık’ın Zürih Film Festivali’nde yarışan ilk uzun metrajlı filmi, sürekli görmezden gelinen İstanbul’un ötekilerini merkeze koyuyor. Cemo hem yoksulluk hem de alkolik babasının uyguladığı şiddet nedeniyle sokaklarda kağıt mendil satmak zorunda kalan bir çocuktur. Hayat ise sevmeden evlendiği kocasının aşırı kıskançlığına sabretmektedir. Günleri evde korku ve sıkıntıyla geçer. Seks işçisi Ebru da âşık olduğu erkeğin bir gün aralarındaki ilişkiyi kabul etmesini bekleyen trans bir kadındır. Cemo’nun bulduğu, annesi yeni ölmüş bir yavru köpek bu üç karakterin hem kırılganlığının hem de ayakta kalma çabasının sembolü olur. İstanbul’un son yıllarda yaşadığı sosyolojik ve siyasi dönüşümü de perdeye taşıyan “Köpek”in başrolünde sinemadaki ilk rolüyle trans oyuncu Çağla Akalın var.

Buna da bakın

RECEP ÖZDAŞ YAZDI: AFTER SUN, CALL ME BY YOUR NAME’E BİN ÇEKER, NİYE Mİ?

After Sun, Call Me By Your Name‘ e bin çeker. Niye mi?   Çünkü film hatırlamak …