Cumartesi , 9 Mayıs 2026

BERABER YÜRÜMEDİK DİYE BU İŞ BİTTİ Mİ SANDINIZ?

Murat Renay, LGBTİ+ Onur Haftası tarafından iptal edilen “14.Onur Yürüyüşü”nü yazdı:

Yok Alperen’lerdi yok İŞİD’ti yok valillik yasağıydı derken el birliği ile LGBTİ’lerin yürümesini engellemeye çalıştı birileri…

Birileri, her sene daha da çoğalan, gittikçe kalabalıklaşan o en büyük “azınlık” güruhunu orada görmekten korktu.

Moralleri bozulur diye…

Canları sıkılır diye…

Nasır tutmuş kalplerine, nefretten başka duygu bilmeyen yüreklerine sevgi tohumları ekeriz diye korktular…

“Bu grup daha da güçlenir” diye ödleri patladı…

Bu yürüyüşü düzenleyen LGBTİ+ Onur Haftası Grubu da -bu yürüyüşe 2 gün kala- dedi ki “Yürümüyoruz kardeşim. #Dağılıyoruz”

Bu “dağılma” amaçsızca değil fakat, halkın içine daha da “dağılma”dır, benim anladığım. Önceki sloganları “#örgütleniyoruz’u da alaşağı eden bir söylemle hem de.

LGBTİ aktivistleri, LGBTİ aktivizminin doğası gereği yıllardır “biz varız, burdayız” dediler ve bunu derken “biz-siz” ayrımının altını çizdiler. Hata etmediler elbet ama bu söylem, taraf olmayı pek seven, fanatik yurdum insanı için bir inatlaşmaya döndü belli ki.

“Biz buyuz” dedikçe “biz de buyuz, hadi bakalım” denmeye başlandı. Cehaletinden güç alan gruplar da bu işi “size şiddet uygularız”a kadar götürdüler.

Oysa ki “şiddet” bir tehdit değildir LGBTİ grubu için, be hey ahmak! Sadece “kendisi” olduğu için sokakta, iş yerinde, aile evinde hakarete uğrayan, dayak yiyen ve belki de öldürülen insanlar var karşınızda, sizin taşınızdan, sopanızdan mı korkacağız? Yeri gelir sözlerimizle döveriz sizi, yeri gelir hayata karşı duruşumuzla inadımızla, orantısız zekamızla sinirlerinizi zıplatırız. Kavgadan korkmayız, çekinmeyiz, eğer var oluşumuz için savaşıyorsak!

Bizi bu kadar yürütmemek için çabaladığınıza göre demek “görünür” olduk sizler için. Demek varlığımızı kabul ediyorsunuz. E güzel, bu da bir adımdır.

Elbet isterdik belki senede bir gördüğümüz arkadaşlarımız ve LGBTİ olmadığı halde bizlere destek veren onca insanla gökkuşağı renklerini saça saça o İstiklal Caddesi’nde yürümek binlerce kişi…

Yürüyemeyeceğiz

-ama olsun,

bu iş burada bitti mi sandınız?

Yaptığınız alçakça komplolarla, yaydığınız yalan yanlış bilgilerle, insana kendisi olmanın haklı gururunu yaşatmamak için düzenlediğiniz bu tezgahlar bizi bitirdi mi sanıyorsunuz?

Bu sene o caddede beraber yürüyemedik diye, hiç mi yürümedik o caddede daha önce? Hiç mi yürümeyeceğiz sanıyorsunuz bundan sonra?

Bırak İstiklal caddesini, hiç mi yürümeyeceğiz sandınız Türkiye’nin her bir kaldırım taşında adım adım? Evlere kapanacağız mı sanıyorsunuz artık? Bizim aşklarımız yaşanmayacak mı o sokaklarda, evlerde, kumsallarda, parklarda, dağlarda, bayırlarda?

Sadece 26 Haziran 2016’da toplu olarak yürüyemedik belki ama LGBTİ mücadelesi buradan çok daha ileri “yürür”! Benden söylemesi…

Bundan sonra kimse sadece Onur Yürüyüşü’nde bunca yıldır yürümüş veya bir şekilde görünür olmuş insanların onların adına onların hakkını savunmasını beklemesin. Artık zaman bireysel aktivizm zamanıdır, zaman kendini gösterme zamanıdır.

Çiz gökkuşağını olduğun yere “ben buradayım” de. LGBTİlere yapılan haksızlıklara ses çıkar. Cahilce “homofobi” sözleri sarf edenleri sustur. Gereken cevabı ver. Hem kendi kendinin hem de ait olduğun grubun savunucusu ol. Sen çevreni değiştirmeye başla, gör bak ne kadar çok şey değişecek.

Sinme, susma, korkma! LGBTİ aktivizmi sadece Onur Yürüyüşü’nde yürümek değildir arkadaş. 26 Haziran 2016 senin için milat olsun, en yakın çevrenden başla, ses çıkar. İnsanları uyar, homofobiyi geri püskürt, cahilleri utandır. “Ben buradayım” de gerekirse…

Sinme, susma, korkma!

Yoksa gün gelir, değil Onur Yürüyüşü’nde, tek başına bile sokakta yürüyemez hale gelirsin. Kendin özgürce yaşayamadıktan sonra yaşadığın hayat mıdır cidden?

Sinme, susma, korkma!

Fotoğraf: Ömer Tevfik Erten

Hakkında admin

Buna da bakın

İŞTE 2021 FİLMEKİMİ’NİN KUİR FİLMLERİ

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 20. kez düzenlenen Filmekimi 8-17 Ekim’de İstanbul ile Ankara …