Salı , 21 Nisan 2026

NURGÜL YEŞİLÇAY TEHDİTE PABUÇ BIRAKMADI, HER ŞEYİ ANLATTI

Son birkaç gündür “Paramparça” dizisinin oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Erkan Petekkaya arasındaki söz düellosu magazin gündemini meşgul etti.

Yeşilçay’ın diziyi 4 hafta önce bırakmasının ardından Erkan Petekkaya, kadın oyuncuyla ilgili “Nurgül’ün neden ayrıldığını açıklarsam yer yerinden oynar” diyerek bir tehdit savurmuş ve  kötü anlamlara gelebilecek bir söz söylemişti. Petekkaya’ya yakın taraflar ise Yeşilçay’ın sette küfür ettiğini iddia etmişti.

Petekkaya’nın bu açıklamasının kadına şiddet olduğu ilgili yapılan yorumların da akabinde gözler Yeşilçay’a döndü. Nurgül Yeşilçay küçük açıklamalar sonrasında bugün her şeyi Ayşe Arman’a anlattı. Tehdite pabuç bırakmayan Yeşilçay bütün iddiaları açıklıkla cevapladı ve Erkan Petekkaya’ya da bir mesaj gönderdi: ERKEKLİĞİNİ BENİM KADINLIĞIM ÜZERİNDEN TAÇLANDIRAMAZSIN!

İşte bu röportajdan önemli soru ve cevaplar:

Öpüşmeme gerekçesi, gerçekten Anadolu’nun muhafazakârlaştığını düşünmesi mi?

– Yok canım, onu sonradan uydurdu! Bir önceki dizide, eski karısına tecavüz etti, sonra birini öldürdü, çocuğunu dövdü filan… Anadolu, bunlara bir şey demiyor da öpüşmeye mi diyecek? Belki de “Bir erkek bunları yapabilir ama sevdiği kişiyi öpemez!” demeye getiriyor, bilmiyorum ki…

Ben hâlâ çözemedim… ‘Sevgili’yi oynayan biri, üstelik bir erkek oyuncu neden öpüşmez ki?
– Ben sana söyleyeyim, aklınca beni incitmeye çalışıyor. Küçümsemeye, aşağılamaya çalışıyor. Ama yani sen, kendi erkekliğini benim kadınlığım üzerinden taçlandıramazsın! Ben buna izin vermem! Yapamazsın…
Nasıl bir çamur atmak!

Bir oyuncunun senaryoyu kafasına göre değiştirme hakkı olabilir mi?

– Bence olamaz! Yola bir aşk filmi diye çıkıldı. İkimizin birbirimizin gözünün içine bakan fotoğrafı kondu. İnsanlara bu vaat edildi. Bu vaat edildiyse sen onları kandıramazsın. Ama işte bu ülkede, erkek olunca her şeyi yapma hakkın oluyor. O da kendinde bu hakkı görüyor. Zaten mesele de bu! Biz bu malum şahısla çok ağır şeyler yaşadık. Sonra da utanmadan, “Konuşursam yer yerinden oynar!” diyor, diyebiliyor. Kardeşim, benim 11 yaşında pırlanta gibi bir oğlum var. Senin ne hakkın var böyle konuşmaya… Sormaz mı oğlum bana, “Anne sen ne yaptın!” diye? Ne yapmışım ben! Nasıl bir çamur atmaktır bu. Bir de bu lafı alıp başlığa koymuşlar. E geldi tabii bir sinir bana. Ben öyle ‘vur kafasına, al lokmasını’ biri değilim. Haksızlığa da gelemem.

Aslında onun seninle, rol icabı olsa bile öpüşmeye hevesli olması gerekmiyor mu? Bir de bu açıdan düşünelim…
– Hayır. Çünkü karşı tarafın gerçekte istemediğini biliyor.

Nasıl yani?

– O şöyle düşünüyor: Bir kadının gerçekten onu istemesi lazım, rol icabı öpüşse bile… Olayı o! Kadın ona hayranlık duyacak… Bense “Buradan 100 kişi ekmek yiyoruz, hadi işimizi yapıp, gidelim!” modundayım. Öpüşürsek rolün hakkını vereceğiz, reyting alacağız, ben bunun derdindeyim. Galiba onun ince yüreği buna dayanamadı! “Ben, ben, ben” diyen bir adam, haliyle sürekli tüyleri parlatılsın istiyor…

Sektörde kadın olarak var olmak ne kadar zor?

– Toplumun diğer kesimlerinde ne kadar zorsa bu sektörde de o kadar zor. Ayşe Teyze de olsan, Fatma Abla da, Nurgül Yeşilçay da, bu işte… Böyle bir düzen kurmuşlar, bu düzen de böyle gidiyor.

Senin küfrettiğin oluyor mu?

– Asla! Bak, sette asla alkol almam. Bunun üstüne basa basa söylüyorum. Ve sette asla küfretmem. Ama bana birisi küfrederse… Ederim! E çünkü benim de bir tahammül sınırım var. Yedigöller’deydik. Odadayım. Kendi kendime, “Sakin ol, son sahne! Dayan…” filan diyorum. Çağırdılar aşağıya, indim. Bunun kafa yine bir dünya. Oturmuş orada. Yönetmen dediğimiz adam da yanında. “Ben bunu var ya, çöplükten çıkardım!” dedi. İnanabiliyor musun? 300 kişilik ekip ve o yönetmen bozuntusunun yanında, benim için böyle dedi. Sinirlenmez misin? İçimden, “Ben bunun ağzını, yüzünü bir güzel dağıtsam” diye geçti ama sesimi çıkarmadım. Derin bir nefes aldım. Aaa bir baktım, elinde senaryo, bütün romantik lafları atıyor, “Ben bunu yapmam! Ben bunu söylemem!” Ben de dedim ki, “Ya bu sahnenin çok romantik olması lazım!” Yine, “Sen de ne meraklısın böyle şeylere!” demesin mi? Dedi…

Eeeee?

– Ben de içimden, “Madem istediğimiz her lafı istediğimiz gibi söyleyebiliyoruz senaryoda, ben de söylerim!” dedim. Laf geçiyoruz öncesinde. O şimdi okuyor, “Gülseren nasılsın?” dedi. Ben de cevap verdim. “İyiyim an…n a..!” Evet, yaptım! Beni o kadar delirtti ki söyledim! Sonra da mikrofonu çıkarıp, “Ben bu sahneyi çekmem!” dedim, gittim…

Bu kadar mı?

– Evet… Belki de, “Anlatırsam yer yerinden oynar!” dediği bu. Aklınca beni tehdit ediyor. Yemezler öyle tehdit mehdit, al işte ben daha mertim, eteğimde ne varsa döktüm. Çünkü bu adamların bize erkeklik diye yutturdukları şeye artık dayanamıyorum ve onların ipliğinin pazara çıkarılması gerektiğine inanıyorum.

Röportajın tamamı Hürriyet’te BURADA

Buna da bakın

RECEP ÖZDAŞ YAZDI: AFTER SUN, CALL ME BY YOUR NAME’E BİN ÇEKER, NİYE Mİ?

After Sun, Call Me By Your Name‘ e bin çeker. Niye mi?   Çünkü film hatırlamak …