İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle düzenlenen İstanbul Film Festivali, yılın son seçkisi ve Sinemada İnsan Hakları Yarışması’yla 4–24 Aralık tarihlerinde dijital ortamda yeniden izleyiciyle buluşuyor. Yüksek Katkıda Bulunan Tema Sponsoru Zorlu Holding desteğiyle gerçekleşen 39. İstanbul Film Festivali “Eşit Bir Hayat” seçkisinde 21 yeni film gösteriliyor.
filmonline.iksv.org adresinden izlenecek filmlerin biletleri aynı site üzerinden alınabiliyor. Bilet alınan filmler, gösterime açık kaldıkları 5 gün boyunca izlenebilecek. Her gün 21.00’de bir film gösterime açılacak ve 5 gün sonra 21.01’de gösterimden ve sistemden kalkacak. Önceki seçkilerde olduğu gibi her seansın bilet kapasitesi sınırlı. Filmlere tek tek bilet alınabileceği gibi Kombine Film Paketi de satın alarak 21 filmin tamamı daha avantajlı bir fiyata izlenebiliyor. Türkçe altyazılı olarak yapılacak gösterimlere yalnızca Türkiye’den erişilebiliyor.
Biletler 2 Aralık Çarşamba saat 10.30’da filmonline.iksv.org adresinden satışa sunuldu.
Bu filmler arasında LGBTİ+ içerikli filmler de var.
İşte bu filmler
KORKUYORUM TORERO – TENGO MIEDO TORERO
Şili’nin kapkara diktatörlük yıllarına bu defa bambaşka bir açıdan tanık oluyoruz: İki yalnız insanın aşkının penceresinden. Yıl 1986. Birkaç ay önce Şili’nin başkenti Santiago büyük bir depremle sarsılmış. Birkaç ay sonra, diktatör Pinochet’ye gerillalar başarısız bir suikast düzenleyecek. Herkes için zorlu bu dönemde, Deli Kadın diye tanınan yaşlı bir CD gey ile genç bir gerilla arasında bir öpücüğün bile bazen fazla olduğu tutkulu aşk yeşerecek. Yönetmen Sepúlveda’ya göre “olanaksız bir aşk; daha ilk anından trajediyle sonlanacağı belli.” En son haziran seçkisindeki Beyaz Üstüne Beyaz filminde izlediğimiz Alfredo Castro’nun başrolü üstlendiği film dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin Venedik Günleri bölümünde yaptı. Filmin uyarlandığı, Şili’de çokça bilinen, yazar ve aktivist Pedro Lemebel’in aynı adlı romanı için yazar “evet, aşk hikâyesi, çünkü hayat aşk hikâyesidir” diyor. Filmin müziklerini besteleyen, Arjantinli usta caz müzisyeni Pedro Aznar.
INDIANARA
Brezilyalı trans aktivist Indianara Siqueira hararetli üslubu ve güçlü hitabetiyle nam salmış, her türlü kalıptan taşan bir kişiliğe sahip. Indianara hayatında pek çok şey için mücadele vermek zorunda kaldı, ama kamuoyunun ona yönelik ilgisi kendi partisi PSOL’den (Sosyalizm ve Özgürlük Partisi) atıldıktan sonra alevlendi. Bu karakter odaklı belgesel, Indianara’nın sokaklarda seks işçiliği yaparak hayatını kazanan trans yoldaşları için başlattığı mücadelenin öyküsünü anlatıyor. Indianara’nın her şeyi erkek-kadın ikiliğiyle görmeye koşullanmış bir dünyanın yarattığı baskıya karşı duruşunu izlerken, onun dirayetine ve etrafındaki herkesin umudunu yeşerten inadına hayran olmamak elde değil.
MOFFIE
Güney Afrikalı yönetmen Oliver Hermanus’un yeteneklerini 2012’de festivalde izlediğimiz Skoonheid / Güzellik ’ten hatırlıyoruz. Güzellik ’te olduğu gibi yine bastırılmış cinsellik üzerine kurulu yeni filminde Hermanus, bir askere çeviriyor kamerasını. 1980’lerin başında, Apartheid rejiminin sürdüğü yıllardayız. Güney Afrika, Angola ile savaşta. Kendisini diğer askerlerden farklı hisseden Nicholas buradaki maço ortama ayak uyduramadığı için her daim dışlanıyor. Bir başka askere karşı hisler beslemeye başladığındaysa durum sertleşiyor. Güney Afrika ordusunda görev yapmış bir askerin anılarından esinlenen Moffie , erkeklik kültürünün faşizmi beslediği katı yapıyı can acıtan, dokunaklı bir hikâyeyle ele alıyor.
AĞABEY – MOOTHON
Bollywood’un yıldız oyuncularından Geethu Mohandas, 2013’te ilk yönetmenlik deneyimi Liar’s Dice ile bolca övgü toplamış ve Sundance’te yarışmıştı. Mohandas’ın Toronto’da prömiyerini yapan, Anurag Kashyap yapımcılığındaki ikinci filmi, kimsesiz iki kardeşin öyküsünü anlatırken günümüz Mumbai’sinde Dickensvari bir dünya kuruyor. Son derece hareketli bir kamera kullanımı ve kurguyla Mumbai’nin yoksul semtlerinin yeraltı kültürünü baş döndürücü bir şekilde anlatan Ağabey bu hız sayesinde ağdalı duygulara saplanıp kalmaktan kurtuluyor. Büyülü gerçekçilikten beslenen hikâyemizin başkahramanı Mulla, yıllar önce ailesini terk eden şifacı ağabeyini bulmak için yola çıkarken, toplumdan yansıyan cinsiyet kalıpları, şiddet ve hoşgörü iki kardeşin yakınlaşırken bir yandan da olgunlaşmalarına yol açıyor.
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası