Modacı Tanju Babacan, Posta gazetesinden Şirin Sever’e verdiği röportajda tartışmalı açıklamalar yaptı. Eşcinselliğini sadece “cinselliğinden” ibaret gören Tanju Babacan, cinsel hayatını bitirmeye karar vermesini eşcinselliğini de bitirmek(!) olarak lanse etti. Muhafazakar kesimin en gözde modacılarından biri olan Tanju Babacan, bu röportajda oldukça tartışmalı açıklamalar yaptı.
GZone olarak, eşcinselliğin sadece kişinin cinsel hayatıyla, yani yatak odasıyla ilgili bir tercih olmadığının, nefsine hakim olarak(!) eşcinsel olmaktan vazgeçilemeyeceğinin(!), bunun insanın hayatının her alanını etkileyen bir cinsel yönelim olduğunun altını çizerek, kasıtlı olsun ya da olmasın, hem tüm eşcinseller hem de feminen tavırlı erkek eşcinsellere de nefret söylemi içeren mesajlarla dolu bu röportajdan çarpıcı bölümleri virgülüne dokunmadan size sunuyoruz.
Bu kitabı niye yazdınız?
Ben bu yolculuğumu ilk kez bir TV programında anlattım. ‘Ben eşcinseldim, şimdi ne güzel namaz kılıyorum, aman da ne kadar güzel tövbe ettim’ diye de çıkmadım ortaya. İki sene ibadetimi gizli tuttuktan sonra birilerine seslenmek istedim. Tövbe etmek isteyen, böyle de yaşayabilme ihtimali olan insanlara, eğer bir zorluk yaşıyorlarsa ‘Merhaba, burada kalınabiliyor, ben başladım ve iki sene geçti” demek istedim. Bugün on sene oldu.
Sürekli sorulan sorulara toplu bir cevap mı yani?
Aynen! Benim ekrandan seslenmemle beraber çok reaksiyon aldım. Kanada’dan, oradan buradan gençlerden “Abi deniyorum, yine nefsime yenik düşüyorum” gibi yaklaşımlar gelince kitapla daha geniş kitlelere ulaşmak istedim. Aslında yoktu aklımda… Aşkım Kapışmak dedi ki “Tanju niye yazmıyorsun?”. Ertesi gün İnkılap Yayınevi’nden Senem aradı “Biz herkese ‘yaz’ demiyoruz. Ama sizinki krem şantilerin arasında yaşayıp kuru ekmek yemeyi tercih etmek gibi bir şey. Yazarsanız yayınlarız” dedi. İki sene önce yazmaya başladım.
Bu eşcinsellere kendinizce doğru yolu gösterme kitabı mı?
Bu kitap, aba altından bir davet değil. Ancak bulunduğumuz güzel yere davet diyebiliriz. İcabet eden eder, etmeyen etmez. 38 sene boyunca içerisinde yaşadığım, eğlendiğim, hala da kemik dostluklarım olan eşcinsellere homofobik yaklaşımları tümden yok edebilecek bir durumda değilim ama bir parça esnetebilirsem ne ala…
Kitapta güzel bir laf etmişsiniz: “Görüyorum ki bazı arkadaşlar kırıtmanın sınırlarını aşmışlar!” Aslında biraz yol gösterme, ‘biraz kendine gel’ çabası mı?
Çeki düzen uyarısı değil de… Yorulmayın tavsiyesi. ‘Karşı tarafı yormayın’ değil, kendinizi yormayın demek istedim. Kendi arzuları bilir ama kendilerini bu kadar yormasınlar bence.
Bazıları yaşadığı hayatla ilgili ikilemde kalır, bazıları çok sorgular, bazıları çok mutsuzdur da böyle bir yolu seçer. Ama siz gayet mutluydunuz…
Hem de nasıl mutluydum, deliler gibi…
Onun için meraktayım. Aileden baskı yok, itiş kakış yok, iyi bir mesleğiniz, iyi bir hayatınız varken, hatta dengesini bulmuş biriyken, ne oldu da yolunuzu değiştirdiniz?
Belki de farkında değildim ama diğer hayat beni çok yoruyordu. Geçmişime gerçekten hamdü senalar osun ama bugün geriye dönüp baktığım zaman, o yorgunluğu bir kez daha yaşamayı istemezdim.
Neydi sizi yoran?
Bazı insanlar sahne önünde ne kadar sevilmiş olsalar da, Türkiye’de eşcinsel olmak hiç kolay bir şey değil.
‘Belden aşağı bakan bir adamdım’ diyorsunuz kendinize. Yani çapkın, hızlı bir hayat yaşamışsınız. Birdenbire cinselliğe tövbe etmek nasıl mümkün olabildi?
Kanser vakalarında çok gördüm. Eşi kanser olduğu an, eşini terk edip giden kocalar var. Yani benim karım kanser olup ölseydi, ben belki bir daha cinsellik düşünmezdim. Öyle sevmişimdir karımı… Ya da kocasını askerde kaybedip, ömür boyu evlenmeyip cinselliği rafa kaldırmış bir sürü kadın var. Dolasıyla cinsellik evet önemlidir ama çok çok da önemli değildir. Ben Rabbimin okşayışından hoşlandım. Diğer okşayışlara tövbe etmek istedim, bu kadar.
İnsan aseksüel değilse nasıl…
Hayır aseksüel değilim. Kadınlara merhaba demeye başladım.
Siz Kur’an okuyup, Umre’ye gidip ama cinsel tercihinizle mutlu bir hayat sürdüremez miydiniz?
Yapabilirdim. İyi olmanız için, iyi tarafta kalmak için bir şeylerinizden feragat etmek zorunda değilsiniz. Kaldı ki, hayatın size yasakladığı, ‘bunlar doğru değil yapmasan daha güzel olur’ dediği şeylerden bazılarını yapıyorsunuz, bazılarını yapmıyorsunuz. ‘Ben perşembe geceleri içmiyorum, diğer günler içiyorum’ gibi bir durum. Ben kitabı okudum ve kendime dedim ki, nefslerimden birinin başını koparmam gerekiyorsa, bu en baştakinin başını koparmadan öbürleri gelmez.
Bu şu anlama gelmiyor: Siz tercihlerinizden ötürü ibadet edemezsiniz! Öyle de güzel ibadet edersiniz ki. Zira Rabbimin kapıları fevkalade sınırsız.
Ama Kur’an’da bu haram diye yapmadınız…
‘Alkolümü içebilirim ama cuma günü namazıma giderim’ gibi bir şey bu. Yapabilirdim. Ama ben böyle bir şeyle başladım. İyi ki de öyle oldu, iyi ki tövbe etmişim. Zorlandığım zamanlar oldu ama “keşke tövbe etmeseydim” dediğim, delirdiğim noktalara gelmedim çok şükür.
Doğru söyleyin koca on yıl boyunca hiç mi elinizi bir erkeğe sürmediniz?
Bir de üzerine şöyle dedim: Ben kimim ki tövbemde durabileyim? Allah tövbemde durmayı nasip etsin. Rabbime şükrediyorum ki böyle bir nasipteyim şu an. O kadar net yani.
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası