Henüz 16 yaşında olmasına rağmen Türkiye müzik listelerini alt üst ediyor. Emrah Karaduman ile yaptıkları ”Cevapsız Çınlama” isimli şarkıyla ortalığı kasıp kavuran Aleyna Tilki, Hürriyet Gazetesi’nden Hakan Gence ile buluştu ve herkesin merak ettiği hayat hikayesini anlattı.

İlk şarkın ‘Cevapsız Çınlama’yı 16 yaşında çıkardın, iTunes’un müzik listelerine birinci sıradan girip herkesin merakını üzerinde topladın. Kendinden bahseder misin?
Annem Trabzonlu, babam Konyalı. Dört yaşıma kadar Konya’da yaşadım. Annem bakanlığa bağlı özel kız öğrenci yurdu işletiyor. Babam askeriyede memur, onun işi dolayısıyla önce Konya’dan İzmir’e, 10 yaşımdan sonra da İstanbul’a taşındık. Ailem bana hep çok güvendi ve beni özgür yetiştirdi. Şarkıya gelirsek; ben hem şarkıya hem de klibe güveniyordum. Ama bu kadar hızlı yükselmesini beklemiyordum. İnsanların beni sadece sesim veya görüntüm için değil, bütün olarak sevdiklerini düşünüyorum. En çok ruhumu hissettiler sanırım.
Müzik merakı bu hikâyenin neresine denk düşüyor?
Annem çok güzel şarkı söyler. Ben de evde sürekli onun dinlediği şarkılarla büyüdüm. Daha üç yaşımdayken annem evde Beyoncé, Shakira çalar, ayrıca bana onların dans koreografilerini ezberletirdi. Sekiz yaşımda yerel bir televizyon kanalının şarkı yarışmasına katıldım. O gün ayakta alkışlandım, madem bu yaşımda insanlar beni alkışlamak için ayağa kalkıyor, o zaman bundan sonra da şarkı söylemeliyim diye düşündüm ve bu işi yapmaya karar verdim.
Sekiz yaş bunları düşünmek için çok küçük değil mi? Siz acaba ailenizin proje çocuğu muydunuz?
Hayır, hep kendi duygularımla ilerledim. Benim için müzik ve sahne en büyük tutkuydu. Televizyonda görünürsem şansım açılabilir diye düşünerek, 14 yaşımda da ‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmasına katıldım. Yarıfinale kadar ilerledim. Ve sahne çalışmalarına başladım. Bu sırada aranjör ve DJ Emrah Karaduman beni ekranda gördü. Ve çalışmaya başladık.
Şarkıyı aksanlı söylüyorsun. Türkçen neden bozuk gibi?
Okulda yıllardır İngilizce eğitimi görüyorum. Bir yandan da Rusçayı çok seviyordum ve öğrendim. Evde Rusça konuşuyorum. Bu da aksanıma yansıyor. Arada kafam karışıyor.

Erken yaşta gelen şöhrete karşı gard aldın mı?
İnsanın sevdiği şey, korktuğu şey olamaz. Küçükken önümde seyirciler olduğunu hayal ederek gözlerimi kapatır, onlara ellerimi uzattığımı düşünürdüm. Çekeceğim kliplerin senaryolarını küçük yaşta aklıma yazmıştım bile.
Yine de müzik dünyasına 18 yaşın altında giren örnekler; Küçük İbo, Küçük Onur gibi örnekler… Hiçbiri artık piyasada yok. Bir anda kaybolma ihtimaline hazırlıklı mısın?
Ruhuma güveniyorum. Sadece sanat yapmak istiyorum, kaygan zeminler beni korkutmuyor.
Sanat sana ne ifade ediyor?
Sanat benim için insanların ruhuna kırmızı bulaştırmak. Ben bunu becermek istiyorum.
Peki insanların ruhunu boyarken bu işin eğitimini de alıyor musun?
Şimdiye kadar müzik eğitimi almamıştım. Ama şimdi sesimi kaybetmemek için vokal koçuyla çalışmalara başladım. Kaygım yok.
Bu sektör için ‘Kurtlar sofrası’ derler. Bu yaşta konserler, sahne çalışmaları… Kendini nasıl koruyorsun?
Annem, babam hep yanımda. Sosyal medyamı bile bazen onlar yönetiyor. Konser günleri mutlaka benimle geliyorlar. Arkamda oldukları sürece başıma bir şey gelmez.
Kazancını ailene mi veriyorsun?
Hayır, paraları ben alıyorum, hepsini biriktiriyorum.
Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayın…
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası