“Kalp Boş”, “Aşkkolik” ve “Kal Aklımda” gibi Tarkan ve Serdar Ortaç şarkılarıyla tanıdığımız, Ekim 2014 sayımızın kapak konuğu Nil Özalp, bundan böyle yazılarıyla GZone’da yer alacak.
İşte, özel fotoğraflarıyla, Nil Özalp’in bizi Kapadokya’ya götüren ilk yazısı…
Sacred House İle Ortaçağ Avrupasına Yolculuk…
Aralık ayında, “Bu hafta sonu ne yapsak acaba?” düşüncesi ile soluğu plansız programsız Kapadokya’da aldık. Bir internet sitesinden en iyi otel referansı ile son kalan odasını ayırttığımız otelin resimlerine dahi doğru düzgün bakmadan Kapadokya’ya vardık. Daha otelin kapısından avlusuna girdiğimiz anda ne kadar dört ayak üstüne düştüğümüze inanamadık. Resmen Ortaçağ’dan kalma bir şatonun içinde gibiydik. Otelin güleryüzlü ekibi bizi kütüphaneye aldı. Yüksek tavanlı, devasa tabloların ve şöminelerin yer aldığı odada Dante’nin “İlahi Komedya’sının orijinal baskısı hemen gözüme ilişti. Otelin her köşesindeki melek heykelleri ve gotik dekorasyonu sizi mistik bir havaya sokuyor.
Bu arada, otele vardığımızda öğrendik ki, otel 21 odadan ve odaların her biri birbirinden farklı konseptlerden oluşuyormuş. “Archangel”, “Shaman”,“Harem”, “Bizans Hazinesi” gibi konseptler var. Archangel isimli odada feci gözüm kaldı ama oda başkası için ayırtılmıştı. Bu arada da otelin en pahalı odasıymış.
Odalardan bazıları kayaların içindeki mağaralarda yer alıyordu ki, bizimkiler de bunlardan biriydi. Eğer gotik heykellerden korkuyorsanız, kendinize daha farklı bir konseptteki odalardan birini secebilirsiniz. Bizim seçtiğimiz odada bir Meryem Ana heykeli vardi. Zaten odamızın konsepti “Old Chapel” imiş. Geceyi bir kilisede geçirmiş gibi hissediyorsunuz.
https://www.instagram.com/p/-4Q8QdGzHE/?taken-by=nilozalp
Odamıza yerleştikten sonra hemen kendimizi otelin spa’sına attık. Ömrümde gördüğüm en mükemmel ambiansın içindeydim. Kıpkırmızı ve siyah renkli sıcak su havuzu, Türk hamamı sauna ve masaj odalarından birinden çıkıp birine girdik. Sıcak su havuzunun atmosferinde gerçekten kendinizi bir kraliçe gibi ya da Kont Drakula filminin içindeymiş gibi hissediyorsunuz.
Keşke biz oradayken şömineler de yanıyor olsaydı. Şömine keyfi icin başka mekana gitmek zorunda kaldık. Akşam yemeği için otelin özel olarak hazırladığı Ortaçağ menüsü ve şövalye masalarında Kapadokya bölgesine has şarapları yudumlarken kendinizi çok havalı hissediyorsunuz. Bölgenin şarapları çok meşhur malum, şarap tadımı yapmadan dönmeyin. İlla ki da satın almadan edemiyorsunuz. Otel pek çok tasarım ödülü almış, zaten oteli dizayn eden kişi belli ki hem vizyon sahibi hem de çok sabırlı. Detay detay her şeyi en ince ayrıntısıyla uğraşmış.
https://www.instagram.com/p/-_BM3bmzL8/?taken-by=nilozalp
Şöminelerin devasalığı ve el işçiliği, mobilyaların oyma işçiliklerine kadar her şey yüksek yaratıcılık ve zevk örnegi. Kış bahçesindeki Adem ve Havva’nın Cennet Bahçesinden düşüş tablolarına bakarak çayınızı yudumlarken tam bir bohem gibi hissediyorsunuz.
Otel size Kapadokya’da yapılacak tüm etkinlikleri organize ediyor. Sabahın 5’inde donarak balona binmek de buna dahil. Donmaktan balonun son yarım saatinden hiçbir şey anlamadım ama karlar altındaki peri bacalarının ve vadinin muhteşem manzarası için buna degerdi.
Otelin tek eksiği, oda servisinin olmamasıydı. Hatta odalarda telefon dahi yok. Eminim bunu da en kısa zamanda çözerler. Sacred House’a 20 kere daha gidip diğer odaların hepsini tek tek deneyimlemek istiyorum. Her oda ayrı bir macera gibi….
Emel Müftüoğlu ile Yeniden
Daha dün gibi aklımda: 1992 yılında, o zamanların en popüler tv şovlarından biri olan Cem Özer’in “Laf Lafı Açıyor” şovunda Emel Müftüoğlu’nun “Faka Bastın” şarkısını ilk kez dinlediğim an tüylerim diken diken olmuştu. Yıllar sonra Emel Müftüoğlu bundan bir kaç ay önce, bugünlerde müzik marketlerde yer alan “Emel Müftüoğlu ile Yeniden” albümünü dinlediğimde o ana tekrar gittim.
“Hovarda” çıkalı tam 20 yıl olmuş ama benim ve eminim pek çoğunuz için de asla eskimemiş şarkılardan biri. Albümde “Faka Bastın” “Hoşgeldin Hüzün” “Deli Et Beni” gibi Emel’in kariyerinde mihenk taşı olmuş şarkıları dinleyebilirsiniz. Aranjelerde ve okumalarda pek yeni bir hava hissetmedim. Eski hallerinden çok fazla uzaklaşılmamış. “Hovarda”ya şarkının ilk klip yönetmeni Deniz Akel tarafından yeniden klip çekildi.

Albümle ilgili çok sert yorumlar ve yazılar gördüm. Bence Emel Müftüoğlu hunharca eleştireceğimiz şarkıcılardan biri degil. Hatta bence Emel eski şarkılarından bir albüm daha yapabilir. Çünkü benim çok sevdiğim “Sakatlık Bende”, “Denemeye Değer”, “Kal Benimle” ve “Çal Beni” gibi efsane slow şarkıları bu albümde yer almamış.
Bu arada Emel’in eski müzik partneri Erdal da bence mükemmel yorumculardan biriydi. Erdal’ın şimdilerde ne yaptığını çok merak ediyorum. O da eski slowlarından biriyle bir single yapsa hiç fena olmaz.
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası