Geçtiğimiz gün basına düşen haberi aynen aktarıyorum:
Kanal D’de yayınlanan magazin programı Renkli Sayfalar’a konuk olan gazeteci Bilal Özcan, Megastar Tarkan’ın evliliği hakkında bomba gibi bir iddiada bulundu. Özcan:” Planlanmış bir mantık evliliği.” dedi.
Bilal Özcan: “Evlensin ama bence o işin arkasında başka şeyler var. Tarkan gibi peşinde güzellik kraliçeleri koşan bir insan, şimdi kusura bakmasın Almanya’daki arkadaşımız ama yani göz nizam var. Bence burada Tarkan evlen de bir çocuğun olsun mürüvvetini görelim baskısından dolayıdır. dedi.” Sözlerine devam eden Özcan, “Tarkan çok profesyonel, bu iş de profesyonelce bir iş. Bence karı koca ilişkisi de görmeyeceğiz bu evlilikte.” dedi.
Bilal Özcan, konuşmasının devamında “Beni daha fazla konuşturmayın” diyerek Tarkan’ın eşcinsel olduğunu ima etti. Stüdyodaki program sunucuları (ve Fatih Ürek(!)) da manalı gülüşmelerle konuyu kapadılar.
Tarkan 25 yıldır var, 25 yıldır da bu muhabbet var. Hatta Mehmet Ali Birand tarafından -memleket meselesi olduğu için- 2001 yılında kendisine de soruldu. Kendisi bundan rahatsızlık hissetmeyeceğini, “değilim ya da öyleyim diye bir cevap verebilirim size ama değilim, ya da öyleyim ya da herneyse, kimseyi ilgilendirmez bu.” diyerek homofobik olmayan ve verilebilecek en güzel cevabı vermişti.
Peki madem öyle, Bilal Özcan’ın bu çıkışının manasızlığı, gazetecilerin birinin eşcinselliği üzerinden “utanç haberciliği” yapma arzusu isteği nedir? Tek kelimeyle cahilliktir. Yıl 2016 ve biz hala Tarkan’ın “anlaşmalı olabilecek evliliğini” konuşuyoruz. Neden anlaşmalı? Çünkü evleneceği kadın bize göre “yeterince” güzel değil, güzel olsa da önemi yok çünkü bu “anlaşmalı bir evlilik”
O kadar çok söylenecek söz, edilecek hakaret var ki bu zihniyetler için. Eşcinsellerin açılamamasında da büyük payı olan, eşcinselliği gizlenecek ve ancak anlaşmalı evlilikle meşrulaştırılacak ayıp bir şey gibi gösteren bu ortaçağ kafaları bu toplumdaki LGBTİ bireylere çok zarar verdi ve halen de vermeye devam ediyor.
Kendisine “gazeteci” diyen Bilal Özcan’ın çok matah bir şey açıklamış gibi kıs kıs gülmesine, gazetelerin bunu bir haltmış gibi haber yapmasına ve en çok da o masada oturan ve “size ne canım” demeyen Fatih Ürek’e koca bir yuh çekiyoruz.
Kimsenin demediğini, bir eşcinsel dergisi/portali olarak biz diyelim:SİZE NE, KİME NE?

Tarkan’ın bugün piyasaya çıkan Türk Sanat Müziği albümünü iTunes’da dinlemek için BURAYA tıklayın

İTALYAN GEY BARLARININ ÜYELİK SİSTEMİ
Geçtiğimiz günlerde küçük bir Roma kaçamağı yaptım. Elbette Roma’ya üç gün yetmez ama ancak o kadar imkan ve fırsat bulabildim.
Roma’daki gey barlara elinizi kolunuzu sallayarak giremiyorsunuz. Turist de olsanız, İtalyan da olsanız öncelikle ya o bara ya da Roma’daki pek çok bara üye olduğunuz bir kart sahibi olmanız lazım.
15 Euro gibi bir bedelle, telefon ve diğer kimlik bilgilerinizi alarak sizi üye yaptıkları bu sistem, gey barların muhtemel güvenlik sorunlarına karşı önlem almasını sağlamış. Bu yüzden bir geceliğine o bara gidiyor olsanız da kimlik bilgilerinizi paylaşmanız gerekiyor.
Türkiye gibi, gizlilikten manasız bir keyif alınan ülkelerde bu formülün ne kadar çalışacağı konusunda şüphelerim var ancak uyuşturucu kullananlar dahil birçok ipsiz sapsız insana da gey kulüplerde rastlayabiliyoruz. Bu yüzden böyle bir sistem aslında pek de kötü gözükmüyor.
Bİ DİNLEYİN
-İyi ki de- pek giyinik göremediğimiz ABD’li açık eşcinsel country/pop şarkıcısı Steve Grand’in “We Are the Night” şarkısının Dave Aude remix’i şarkıcının bugüne kadar yaptığı en parlak iş. 1.44’ten itibaren başlayan “bigroom” beatleri ise şarkının en şahaneli yeri.
Şarkı burada:
Bİ İZLEYİN
Lütfü Ömer Çiçek’in psikolojik gerilim filmi NACİYE, !f İstanbul’da biletleri ilk tükenen filmlerden olmuştu. Şahane kadın Derya Alabora’ya çok yakışan bu rolü ben uzun zamandır bekliyor ve Derya Alabora böyle arıza bir karakteri canlandırmalı diyordum.
Naciye bugün gösterimde. Fragmanı burada:
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası