Sevgili GZone okuyucuları, bu ay itibariyle Gzone Online’da haftalık köşe yazıları bölümünü de aktif etmeye karar verdik. Uzun süredir üzerinde kafa patlattığımız bu taraf için hummalı bir çalışma içindeydik, ve Gzone yazarları olarak, köşe yazılarımızla da her hafta karşınıza çıkabilmek için hazırız.
MADONNA’NIN MERT ALAŞ’I VARSA, GÜLŞEN’İN DE APO’SU VAR!
Geçtiğimiz gün çıkan yeni bir erkek şarkıcı ile müzik dünyamız sarsılıyor, Abdullah İnal. Türkçe pop takipçileri Abdullah İnal’ı Gülşen’in ‘’Kardan Adam’’ videosundaki performansıyla hatırlayacaktır.
Şarkı ve videoyu dinledim ve beğenmedim desem yalan söylemiş olurum. Uzun zamandır ilk kez iTunes üzerinden bir şarkıyı satın aldım, tabii aslında Abdullah İnal’ın stilini beğendiğim ve dijital kartonetini merak etmem de buna etken olmadı değil, ancak bu gencin gerçekten de gelecek vaat etmediğini düşünen biri varsa karşıma çıkabilir.
.
Bu sabah yakın dostum, radyo programcısı Yasemin Şefik ile telefonda gıybetleşirken, Abdullah İnal’ın şarkısını beğenip beğenmediğini sorduğumda, benimle aynı fikirleri paylaştığını duyunca aslında ‘’Yeni Aranan Popstar Bulundu’’ klişesini yaşadığımızı da anladım. Yasemin’in bir cümlesi vardı ki, aslında hoşuma gitti, ‘’Madonna’nın Mert Alaş’ı, Gülşen’in Apo’su’’ dediğinde aslında komik ama güzel bir saptama olduğunu düşündüm. Tabii ki Mert Alaş’ın sanatçı kimliği ile Abdullah İnal’ı karşılaştırmak mümkün değil, ancak ikisinin de insanda hissettirdiği hava çok benzer… .
YOKSA EDİS’E RAKİP Mİ GELDİ?
Dün Twitter’da Abdullah İnal’ın şarkısına yapılan yorumları biraz kurcaladığım zaman, birçok kişinin ‘’Edis’e rakip geldi’’ yorumunu yaptığını gördüm. Abdullah İnal’ın hiti ‘’Dünya’’ ve Edis’in hitleri ‘’Benim Ol’’ ve ‘’Olmamış Mı’’ yı dikkate alında, her iki tarafın da müzikalitesinin aynı normlarda ilerlediğini kabul ediyorum, ancak arada biraz fark var. Bir müzik yapımcısı olarak, Türkiye’de popüler müzik yapmak zaten belirli kriterlerin dışına çıkamamak anlamına geldiğini düşünüyorum. Bu normlar dışında müzik yaptığınız taktirde ‘’ALTERNATİF’’ yaftasını hemen ediniyorsunuz ki bu da aslında doğru bir şey yaptığınızı kanıtlıyor. Yani her iki tarafta da Ozan Çolakoğlu havasını hissetmek gayet normal. Peki Apo gerçekten de Edis’e rakip mi?
Bence HAYIR! Edis imaj bakımından, yapımı esnasında benim de fazlasıyla içinde olduğum ‘’HEPSİ GRUBU’’ paketinin biraz büyümüş bir genci kıvamında, sempatik, şirin ama asla seksi değil. Şarkıların seksi düzenlemelerinin yanında görsel bakımından cesur değil, sadece stil sahibi bir genç olmanın ötesine geçemiyor. Abdullah İnal ise hem vahşi, hem de ilk teklisinin kartonetine çıplak fotoğrafını, dudaklarını yapıştıracak kadar cesur ve seksi. Edis’in teenagerlar üzerindeki etkisine bulaşmayarak, muhafazakarlaşan ülkemizde kendisini bir seks ikonu olabileceğinin fazlasıyla farkında.
Gelelim ‘’Dünya’’ ya, Gülşen desteğini bir kenara bırakarak konuşmam gerekiyor ki, ben şarkıyı çok iddialı bulmasam da beğendim. Şarkının akustik bir düzenlemesiyle Abdullah’ın sesinin yeterliliğini de sınayabilirsek, işte o zaman gerçekten de bir star doğuyor diyebileceğim.
BENİM OSCAR’LARIM!
Biliyorsunuz bu hafta Sinema dünyasının en önemli etkinliği olan Oscar Töreni var. 28 Şubat gecesi birçoğumuzun evde arkadaşlarıya Oscar Partisi vererek bu heyecana katılacağına eminim. Peki Kırmızı Halı’sından Tören’ine kadar soluk soluğa geçecek olan Oscar Töreni’nin kazananları kim olacak?
Geçtiğimiz sene hazırladığımız GZONE Oscar Özel sayısını bu sene yapamadığımız için başta özür diliyor ve benim Oscar’larımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
EN İYİ FİLM: Törenden birkaç ödülle ayrılacağı garanti gözüyle bakılan ‘’The Revenant’’ sinematografik açıdan bir şaheser olsa da benim açımdan fazlasıyla iç bayan bir film oldu. Her halukarda Leonardo DiCaprio’ya bir Oscar kazandırmasını dilediğim performansına diyecek sözüm yok, ancak benim ‘’En İyi Film’’ adayım hem transseksüel dünyasına verdiği destek açısından, hem de filmin kurgulanması açısından kesinlikle ‘’Danish Girl’’.
EN İYİ ERKEK OYUNCU: Bu kategoride Eddie Redmayne ve Leonardo DiCaprio arasında bir kapışma gerçekleşiyor. Eddie Redmayne’in ‘’Danish Girl’’ performansı ayakta alkışlanması gereken bir performans olmasının yanında DiCaprio’nun ödülü defalarca kıl payı kaçırmasını da göz önünde bulundurulursa DiCaprio sonunda hak ettiği Oscar’a kavuşacağa benziyor.
EN İYİ KADIN OYUNCU: Carol, Carol, Carol. Bu kategoride Cate Blanchett’in yanında başka hiç kimsenin şansı olmadığına inanan bir tek ben değilim değil mi?
EN İYİ MÜZİK: Konuya duygusal bakmam gerekirse Lady Gaga’nın bu ödülü havada karada kapması gerektiğini düşünenlerdenim, ancak Sam Smith’in de azılı bir rakip olduğunu unutmamak gerekiyor.
Tabii ki ödüller bu kadarla sınırlı değil, ancak benim başlıca adaylarım bu kadar. 28 Şubat gecesi ödüller sahiplerini bulduktan sonra, tören ve ödül sahipleriyle ilgili yorumlarımı paylaşacağıma da emin olabilirsiniz…
——————————————
NE DİNLİYORUM: ZAYN PILLOWTALK
NEREYE GİDİYORUM: BOMONTİ’DE KOZMOS COFFEE
Yolunuz Bomonti’ye düşerse mutlaka uğrayıp kahvelerini tadın diyebileceğim nefis kahve evi…
NEREYİ MERAK EDİYORUM: 5 COCTAILS & MORE
Oben Budak ve Alexander Koko’nun dehasının Kokteyllere yansıyan sonucunu merak ediyorum…
https://www.facebook.com/5istanbulcocktails/videos/985761708165466/
Haftaya görüşmek üzere…
Sevgiyle kalın….
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası
