İçinde bulunduğu coğrafi konumun da bir getirisi olarak İstanbul, farklı kültürlere ev sahipliği yapıyor. Bu etnik ve kültürel çeşitliliğe, sosyo-ekonomik farklılıklar da eklendiğinde oldukça renkli bir yelpaze yaratıyor ve toplumun tüm fertleri gibi gençler de, düşünce ve tavırları ile bu renkliliği taşıyor. Farklılıklar, bireyler tarafından kimi zaman zenginlik olarak değil de bir sorun gibi algılanıyorlar. Bilgi toplumu olmanın beraberinde getirdiği gittikçe karmaşıklaşan ve değişken bir yapıya sahip olan sosyal ilişkiler, insanlar arası ilişkilerde giderek artan bir parçalanmaya yol açıyor ve böyle bir ortamda bireyler “bilinmeyen”i tanımak ve iletişim kurmak için oldukça az zaman ve fırsat bulabiliyorlar.
Toplumsal barışı sağlamaya engel olan düşünsel sınırlarımızı kaldırma isteğiyle çıkmış olan Yaşayan Kütüphane Projesi deneyim aktarımı ve fikir paylaşımı yoluyla İstanbul’daki gençleri bir araya getirerek kalıp yargıların olmadığı bir toplum yaratmayı ve gençlerin topluma katılımını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. İlk Yaşayan Kütüphane 2000 yılında Danimarka’da Roskilde Festivali’nde kurulmuş, bugüne dek 10’un üzerinde ülkenin gençlik şenliklerinde tekrarlanmıştır. Türkiye’de ilk defa Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi’nin iş birliğiyle 2007 senesinde Barışarock’ta uygulanmıştır. Bu zamana kadar İstanbul’da birçok defa gerçekleştirilen Yaşayan Kütüphane projesi, üçüncü defa Yıldız Teknik Üniversitesi’nde kampüs alanı içerisinde gerçekleştirilerek gençlere yerlerinde hitap etmeyi hedeflemekte ve üç senedir “Hakkında değil, Kendisiyle konuş” sloganı ile etkinlik göstermektedir.
Yaşayan Kütüphane, tam anlamıyla normal bir kütüphane gibi çalışmaktadır. Okuyucular gelirler ve bir kitabı belirli bir süre için ödünç alırlar. Kitabı okuduktan sonra kütüphaneye iade ederler ya da isterlerse kitabın süresini uzatabilirler ya da başka bir kitap ödünç alabilirler. Yaşayan Kütüphane ile normal bir kütüphane arasında tek bir fark vardır: Yaşayan Kütüphane’de kitaplar insanlardır ve kitaplar ile okuyucular kişisel bir diyalog içerisine girerler. Yaşayan Kütüphane’de bulunan kitaplar çoğunlukla genellemelere ve önyargıya maruz kalan, zaman zaman da ayrımcılığa uğrayan ve sosyal dışlanmaya maruz kalan gruplardan belirlenir. Kütüphanenin “okuyucusu” kendi ön yargıları hakkında konuşmak isteyen ve bu deneyim için bir saatini ayırabilecek olan herhangi bir genç olabilir.
Yaşayan Kütüphane Projesinin amaçları:
● Kişilere ve gruplara karşı ayrımcılığa yol açan ön yargılarla ilgili farkındalık yaratıp yüzleşmeyi sağlamak ve farklılıklar ile birlikte bir arada yaşama kültürünü geliştirmek;
● Ön yargılara maruz kalan, sıkça dışlanan kişileri ve grupları bir araya getirmek ve birbirlerini anlamalarını teşvik etmek;
● Toplumsal barışa katkıda bulunmak;
● Farklılıklarından dolayı birbiriyle konuşma fırsatı bulamayan kişiler arasında yapıcı bir kişiler arası diyalog sağlamak; 29791623762
● Üniversite öğrencilerinin yaşadığı yereldeki çeşitliliğin farkına varmasını sağlamak;
● Gençlerin topluma katılımını kolaylaştırmak için adım atmaktır. Yaşayan Kütüphanenin İstanbul yerelinde bir üniversite uygulanmasının hedefi:
● Yaşayan Kütüphaneyi iyi bir şekilde kampüs içerisinde uygulayarak gençlerin kendi alanlarında projeyi gündemlerine taşımaktır.
Yaşayan Kütüphane’de kitaplar sadece konuşmakla kalmayıp, okuyucunun sorularını da cevaplayabilir ve kitaplar da soru sorarak kendilerine yeni öğrenme noktaları çıkarabilir. Aynı zamanda okuyucular da önyargılarından arınıp, farklılıkları kabullenebilir ve toplumsal barışın sağlanmasında etkin bir birey haline gelebilir.
Yaşayan Kütüpaneye destek olmak için 03 Mayıs tarihindeki etkinliklerine katılabilirsiniz:

GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası