“Hayat Meyhanesi”nin yazarı Emrah Ateş’le “Eşitlik meyhanede başlar” dediği kitabını konuştuk. Kitabını Zeki Müren şarkıları eşliğinde yazdığının altını çizen yazarla, bu söyleşiyi Çağdaş Engin Kırlangıç, GZone için yaptı.
Hemen başlıyorum sorularıma, bize biraz kendinizden söz eder misin ?
Şu an fark ettiğim bir şey var; Kendimden bu zamana kadar kimseye bahsetmemişim. Bu soruyu bana hiç soran olmamış. Dikkat ettiysen biraz duraksadım, düşündüm. ( Gülüşmeler ) 1989 İstanbul doğumluyum. Aslen Karslıyım ama hiç oralara gitme fırsatı bulamadım. Hala planlarım içinde. Bunun dışında Radyo ve Tv Programcılığı bölümünü bitirdim. Radyocu olmayı da hep istedim ama malum medya işi için biraz tanıdık lazım. Hem medya artık nefret ettiğimiz insanlara hizmet ediyor biraz. Gezi zamanı çok iyi gördük bunu. Şimdi ise tekstil firmasında nefret ettiğim bir iş yapıyorum. Belki bir gün tanınabilen bir yazar olursam bundan da kurtulmuş olurum ( yine gülüşmeler )
Ne zaman ben artık yazarım diyebildiniz? Ya da kendinizi ‘yazar’ olarak tanımlıyor musun?
Kelime anlamı olarak soruyorsan, ‘’Evet ben bir yazarım.” Ama beni başka bir yazar ile kıyaslarsan, “misal Orhan Kemal” o zaman ben yazar değilim. Çünkü ben Türkiye’de belli bir dönemden sonra tüm insanların, eskilerin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Ben Sait Faik’in bir yansıması olarak görüyorum kendimi. Öyle diyenlerden yola çıkarak söylüyorum bunu da. Ve bu beni çok mutlu ediyor.
Yazmak yetenek işi midir ? Öğrenilebilir mi ?
Yazmak keşfedilebilir bir şey. Öğrenerek keşfediliyor. En basitinden, okuma yazma öğrendikten sonra keşfediliyor yazmak işi. Bir müzik aletini elinize almadan iyi bir müzisyen olamazsınız. Şimdi hiç saz çalmadıysan “iyi saz çalarım” diyebilir misin? Fakat burada çok ince bir nüans var. Öğrendiğini sergileyebilmek için bir yetenek lazım. İyi bir Türkçen olabilir, ama iyi bir hayal gücün yoksa bir işe yaramaz. İyi bir hayal gücün de olabilir ama bunu sergileyebilmek de zor. İkisinin karışımı bir şey bu.

Kitabı yazarken yazmayı bir an için bırakıp ‘’buraya kadar’’ dediğin oldu mu ?
Yazarken değil ama yazdıktan sonra kitabı bastırabilme aşamasında bir ara YETER ULAN dedim. Çünkü her şey gibi kitap bastırmak da tamamen ticari bir hal almış durumda. Dosyanız ne kadar iyi olursa olsun, eğer binlerce takipçiniz yoksa, “satılacaktır” garantisi vermezseniz kitabınızı basmıyorlar ve neredeyse tüm yayınevleri sizden kitabınızı basmak için para istiyor. Kendinlerini güvence altına alıyorlar. Hatta bir yayınevine neden para istiyorsun diye sorduğumda “Yav biz taş mı yiyek?” demişti. ( Gülüşmeler ) Ben bir yıl boyunca istediğim etik kurallara uygun bir yayın evi aradım. Sonunda buldum.
Neden meyhane ?
Çünkü meyhanede herkes eşittir. Zengini, fakiri, kadını , erkeği, eşcinseli, herkes eşittir. Bu yüzden meyhaneleri seviyorum.
Kitabındaki karekterlerin ‘’ötekiliği’’ üzerine konuşalım biraz.
Ben hayatı “kederli bir serüven” diye tanımlıyorum. Yaşamak başlı başına bir keder çünkü. Bu yüzden kitabımdaki karakterler genelde; kederli, hayatın sillesini yiyen, başkaları tarafından hor görülen, ötekileştirilen, acılı insanlar… Sanırım burada biraz benim bilinçaltım dışarı vurmuş. Genelde kedimi mutsuz hissettiğim için de mutsuz insanları yazıyorum hep.
Peki niye mutsuz bu insanlar?
Parasızlar, aşksızlar, aldatılmışlar, yorgunlar. Mutsuz olmak için bahane çok ne yazık ki.
Kitabında LGBT karakterler de var mı ?
Bu kitapta öyle bir karakter yok. Belki de var. Nitekim ilk kitapta bireylerin direk cinsel kimlikleriyle alakalı bir konuşma geçmiyor. O yüzden orası okuyucunun hayal gücüne kalmış. Fakat ikinci kitabı yazıyorum şu an. Onun baş karakteri bir LGBT bireyi olacak.
O kitaptan da bahseder misin biraz ?
Bir süre daha sır olarak kalsın istiyorum.
Kitabını yazarken Zeki Müren sana yoldaşlık etmiş sanırım.
Meyhane deyince akla gelen ilk isim Zeki Müren’dir zaten. Zeki Müren’in güneşi sadece meyhanedeyken değil, yoldayken, işteyken, evdeyken, her yer de eşlik ediyor bana. Bütün insanlık onun hayata karşı olan duruşundan ders almalı.
LGBT okuyucularına bi mesajın var mı ?
Mesaj ne ayol.
GZONE Türkiye’nin En Sevilen Kuir İçerik ve Eğlence Markası